KKTC TOPRAKLARININ ARAZİ YETENEK SINIFLAMASI VE
BUNUN ÇEVREYE ETKİSİ
ÖZET
Toprağın Doğada kıt bir kaynak olduğu gerçeğinden hareket edersek, bu kaynağı rasyonel bir şekilde kullanmak zorunda olduğumuzu anlarız. Bu ana fikir altında KKTC topraklarının özelliklerini tesbit maksadı ile "Detaylı Toprak Etüd ve Haritalama Projesi" geliştirilmiş ve Ülke toprakları incelenmiştir. Bu sonuçlardan biriside Arazi Yetenek Sınıflamasıdır. Arazi yetenek sınıflaması topraklarımızı nasıl kullanmamız gerektiğini gösteren bir kılavuz niteliği taşır. Bu kılavuzu takip ettiğimiz taktirde hem tarımsal açıdan topraklarımızı randımanlı kullanabilir hemde tarım dışı topraklardan gerektiği gibi yararlanabiliriz.
GİRİŞ:
KKTC'de 1998 – 1999 yıllarında iki yıl müddetle yürütülen "Detaylı toprak etüd ve haritalama projesi" meyvesini vermiş ve Temmuz 2000 tarihinde tamamlanarak rapor halinde tarafımıza sunulmuştur. İçeriğini özetlediğimiz taktirde; doğanın yenilenemeyen ender kaynaklarından biri olan topraklarımız, hem tarımda hem de tarım dışı olarak kullanılmaktadır. Bitkisel üretim işlemlerinin doğrudan toprak üzerinde olması toprağın önemini artırmaktadır. Topraklar her türden bitki, hayvan yetiştiriciliği, kentsel ve endüstriyel yerleşim alanları, karayolları, ormanlar, rekreasyon alanları ve turizm alanları için ortam yapı endüstrisi için de hammadde kaynağıdır.
Bu proje aşağıda özetlenen beş ana aşamada gerçekleştirilmiştir.
- Ülkede mevcut farklı toprak çeşitlerinin dağılım ve yerleşiminin bulunması amacıyle sayısal uydu verileri, hava fotoğrafları, topografik ve jeolojik haritalar kullanılarak 1: 20000 ölçekli bir "Taslak Toprak Haritası" oluşturulmuştur.
- Oluşturulan "Toprak Taslak Haritası" üzerinde farklı görülen noktalada gözlem çukurları açılmış, buralarda bulunan toprakların morfolojik özellikleri arazide belirlenmiş, bir isim verilerek toprak (ana grup) serisi olarak tanımlanmışlar ve isimlendirilmişlerdir. Seri olarak tanımlanan bu toprakların değişik katmanlarından örnekler alınmıştır.
- Alınan toprak örneklerinin fiziksel, kimyasal, minerolojik, mikromorfolojik teknolojik ve biyolojik analizleri Güzelyurt toprak-su laburatuvatı ile Çukurova üniversitesi Ziraat fakültesi Toprak bölümünde yapılmıştır.
- Sayısal uydu görüntüleri ve hava fotoğraflarının yorumlanması sonucu oluşturulan "Taslak Toprak Haritaları" arazide yapılan sondalarla bir kez daha kontrol edilerek, ana toprak çeşitleri (serileri) ve bunların alt gruplar (fazlar) kesinleştirilmiş ve sonuçda 1 : 25000 ölçekli "Temel Toprak haritası" oluşturulmuştur.
- Temel Toprak Haritası ve laburatuvar analizleri ile tüm özellikleri belirlenen toprak seri ve fazları, bilgisayar ortamında yorumlanarak KKTC topraklarının “Arazi Kullanma Kabiliyeti Haritaları”, “Sulu Tarıma Uygunluk Haritaları”, “Tarımsal Kullanıma Uygunluk Haritaları”, “Şimdiki Arazi Kullanım Kabiliyeti Haritaları” ve “Potansiyel Arazi Kulllanım Haritaları” yapılmıştır.
Arazi Yetenek Sınıflaması
Teknik bir sınıflama olan arazi kullanma yeteneği sınıflaması temel toprak haritasındaki bireysel haritalama ünitelerinin özelliklerinin yorumlanması sonucu belirlenmiştir. Arazi yeteneği sınıflamasında toprakların gruplandırılması arazi yetenek sınıf ve alt sınıfları belirlenerek yapılmıştır.
“Yetenek Sınıfları” I. sınıftan başlayarak VIII. sınıfa kadar Romen rakamları ile gösterilirler. Sınıflara bütün topraklar yerleştirilirler. Birinci sınıftan başlayarak sınıf yükseldikçe sınırlayıcı faktörlerin çeşidi, şiddet derecesi ve kullanma tehlikeleri artar. I, II, III ve IV. sınıflara giren araziler iyi bir toprak yönetimi ve bazı toprak koruma önlemleri alınmak koşuyla işleyerek tarım kültürüne elverişlidir. V., VI. ve VII. sınıf araziler ise toprağı işleyerek tarım kültürüne uygun bulunmayıp ancak çayır, mer’a ve ağaç yetiştiriciliği için yeteneklidir. Bununla birlikte V. ve VI. sınıflarda bazı özel meyve türleri ve sebzeler yetiştirilebilir. VIII. Sınıf arazilerden ise hiçbir bitkisel ürün alınamaz.
K.K.T.C.’inde işleyerek tarım kültürüne elverişli, I-IV. Sınıf araziler ve işleyerek tarım kültürüne elverişli olmayan VI., VII. Sınıf araziler bulunmaktadır. Çalışma alanında bulunan arazi yetenek sınıfları ve buların genel özellikleri aşağıda verilmiştir:
Sınıf I: Bu sınıfa giren topraklar çalışma alanı ekolojik koşullarında tüm kültür bitkilerinin yetiştiriciliğine elverişli olan arazileridir. Kullanılmalarını engelleyen hiç veya pek hafif sınırlayıcı faktörleri içerirler. Bunlar düz veya[o1] düze yakın, erozyon tehlikesi çok az (su ve rüzgar), iyi drene olmuş kolayca işlenebilir topraklardır. Su tutma kapasiteleri iyi olup, bitki besinlerini iyi şekilde sağlamaları yanı sıra uygulanan gübrelere verdikleri karşılıklar yüksektir. Normal toprak yönetim işlemleri ile üretkenlikleri arasında eksik besinlerin gübreleme ile giderilmesi, yeşil gübre veya ahır gübresi katılması ve ekim nöbetinin uygulanması yer alır.
Sınıf II: Bu sınıftaki topraklar kültüre alındıklarında erozyona karşı koruma önlemleri ve su-hava ilişkilerinin geliştirilmesini de içine alan dikkatli bir yönetimi gerektirirler Ancak, alınacak önlemlerin uygulanması kolaydır. İçerdikleri sınırlayıcı faktörler nedeniyle ekilen kültür bitkisi çeşidi I. sınıfa göre daha azdır.
Toprakların II. sınıfa girmesine neden olan sınırlayıcı faktörlerden bir veya birkaçı şunlardır: a) Hafif derecede eğim, b) Hafif şiddette su veya rüzgar erozyonu tehlikesi veya geçmişteki erozyonun aynı derecede etkileri, c) İdeal derinlikten daha az toprak derinliği, d) Kolayca giderilebilecek hafif şiddette tuzluluk veya değişebilir sodyum varlığı, e) Uygun olmayan toprak strüktürü ve toprak işleme koşulları, f) Yetersiz drenaj gibi hafif şiddette ve sürekli olamayan sınırlayıcı etmenler.
Sınıf III: Bu sınıf topraklar kültür bitkileri yetiştiriciliğinde kullanıldıklarından erozyona karşı alınan önlemlerin süreklilik ve uygulaması genellikle güç olup, II. sınıfa kıyasla daha şiddetli sınırlayıcı faktörleri içerirler. Üçüncü sınıf topraklarda sınırlayıcı faktörleri, sürümü, ekim zamanını ve hasat işlemini; bitki seçimini veya bunların birkaçını birden kısıtlarlar. Çalışma alanında toprakların III. Sınıfa girmesine neden olan sınırlamalar: a) Orta eğim, b) Geçmişteki orta şiddette erozyon etkileri veya orta derecede su ve rüzgar erozyonu tehlikesi, c) Alt toprağın çok yavaş geçirgen olması, d) Yaşlık, e) Kök ve su depolanma alanını sınırlayan, ana kaya ve sert katmanlara (kaliş ve benzeri sert katlar) kadar olan oldukça sığ derinlik (orta derin toprak), f) Çok düşük su tutma kapasitesi, g) Kolay düzeltilebilecek düşük verimlilik, h) Orta tuzluluk veya alkalilikdir.
Sınıf IV: Bunlarda bitki seçimi III. sınıfa göre daha sınırlıdır ve sınırlayıcı faktörlerin şiddet derecesi de bu sınıftan daha fazladır. İşlenerek tarım yapılması halinde çok dikkatli yönetimleri gerekir. Bunun yanı sıra toprak koruma önlemlerinin uygulanması ve sürekliliğinin sağlanması çok daha güçtür. IV. sınıf topraklar sadece iki veya üç belirli bitki çeşidinin yetiştiriciliğine uygundurlar. Kültür bitkileri için kullanılmaları aşağıda belirtilen bir veya birkaç devamlı faktörün etkisi sonucu kısıtlanmıştır: a) Dik eğimler, b) Şiddetli su ve rüzgar erozyonu veya bunların geçmişteki şiddetli etkileri, c) Sığ topraklar, d) Düşük su tutma kapasitesi, e) Tuzluluk ve alkalilik. Çalışma alanındaki IV. sınıf araziler devamlı kültüre elverişli olmamakla birlikte bazı meyve türleri, sebzeler gibi bir kaç tür bitkiye elverişli bulunabilirler.
Bu arazilerden elde edilecek ürün miktarı tamamen yağış miktarına bağlıdır. Az yağışlı yıllarda çoğu kez ürün, hasat edilemeyecek kadar az olabilir. Bu nedenle toprak ve toprak rutubetini koruma işlemleri özellikle, IV. sınıf topraklarda büyük bir anlam taşır.
Sınıf V: Bunlar genellikle işleyerek tarım kültürü yapmaya elverişli olmayan topraklardır. Çünkü, içerdikleri sınırlayıcı faktörler normal sürüm ile kültür bitkilerinin yetiştirilmesini önemli derecede engellemiş bulunmaktadır. Bu sınıfa giren topraklar düz ve toprak derinliği yeterli olan buna karşılık taşlılık, kayalılık, drenaj, taşkın gibi nedenlerle mevcut durumda işlenerek tarım yapılamayan arazilerdir. V. sınıfa giren araziler sınırlayıcı özellikleri sonradan ıslah çalışmalarıyla giderilerek işlemeli tarıma elverişli I., II. sınıf arazi haline dönüştürülebilirler. Bu özelliğe sahip araziler çalışma alanında bulunmamaktadır.
Sınıf VI: Bu sınıfa giren topraklar devamlı ve düzeltilemeyecek şiddetle sınırlayıcı faktörleri içerirler, bunlar: a) Dik, çok dik eğim, b) Şiddetli erozyon tehlikesi veya geçmişteki erozyonun etkisi, c) Toprak işlemeyi engelleyecek kadar taşlılık, kayalılık, d) Sığ köklenme katı (sığlık), e) Çok düşük su tutma kapasitesi, g) Tuzluluk ve alkaliliktir. Bu sınırlayıcı etmenlerin bir veya birkaçının varlığı VI. sınıf topraklarda kültür bitkisinin yetiştirilmesini engellemektedir. Ancak mer’a, çayır, orman ve doğal hayata veya diğer tarım dışı kullanımlara uygundur. Bu sınıf toprakların fiziksel koşulları çayır ve mer’aların geliştirilmesine mümkün kılacak durumdadır. Geliştirme işlemleri arasında gübreleme kireç ilavesi, tohum aşılaması ve yüzey akışı kontrolü gibi önlemler yer alabilir.
Normalin üstünde intensif bir tarım yöntemi ile (pahalı yatırımlarla) VI. sınıf topraklarda güvenceli olarak zeytin, badem hatta fiziksel toprak koşullarının geliştirmek suretiyle narenciye yetiştirilebilir. VI. sınıf araziler genellikle ağaçlandırma yaparak orman arazisine dönüştürmek için uygun yerlerdir.
Sınıf VII: Yedinci sınıf toprakların fiziksel koşulları çayır ve mer’a arazilerinin geliştirmek için tohumlama, gübreleme, kireçleme ve su kontrolü gibi önlemlerin alınmasına elverişli değildir. Sınırlayıcı faktörler VI. sınıftan daha şiddetlidir. Bunun sonucu çayır, mer’a ve özellikle orman ağaçlarının yetiştiriciliği oldukça engellenmiştir. Düzeltilmesi mümkün olmayan ve devamlı olan sınırlayıcı faktörler VI. Sınıfa göre daha şiddetlidir. Bu sınıfa giren topraklar, karakterlerine ve yerel iklim koşullarına göre iyi veya fena bir orman alanı olabilir. Temelde kültür bitkilerinin hiç birisine uygun değildir. Ancak ender hallerde ve iklim koşullarının da izin vermesiyle, bazı VII. sınıf topraklarda özel tarım yöntemleri uygulanarak bitkisel üretim yapılabilir. Bu sınıftaki bazı topraklarda koruma önlemleri almak ve diğer tarım arazilerini sel ve taşkınlardan korumak için ağaç dikimi ve ot tohumu aşılamasına gerek duyulabilir.
Sınıf VIII: Bu sınıf toprak ve arazi şekillerinden bitkisel ürün almak mümkün değildir. Sadece eğlence yeri, av hayvanı sahası ve su temini için uygundurlar. Böyle toprak veya arazi şekillerinden içerdiği çok şiddetli sınırlayıcı faktörler nedeniyle kültür bitkileri, çayır, mer’a ve orman yetiştirmek suretiyle gelir sağlamak olanaksızdır. Çok yarılmış dağlık araziler, yüzeydeki kayalar, kumlu sahiller, kumullar, nehir yığıntıları, maden ocakları, taş ve kum ocakları ile diğer çıplak alanlar sekizinci sınıf arazileri oluşturmaktadır.
*Çalışma alanında hemen her türlü kültür bitkisinin yetiştiriciliğine elverişli bulunan birinci sınıf topraklar AKK sınıflamasında tüm etüd alanının sadece %2.6'sını, kaplamaktadır ( 86.234 da ). Kullanımlarını engelleyen hiç veya çok hafif sınırlayıcı faktörleri içeren topraklarının bu kadar az oranda olması; topraklarda bulunan sınırlayıcı faktörlerin (eğim, yetersiz toprak derinliği, taşlılık ve kayalılık, ağır tekstür) yaygın olmasından kaynaklanmaktadır. Hafif ve orta derecede eğimin, derin ve orta derin toprakların yaygın olduğu sınırlayıcı faktörlerin etkili olduğu II. ve III. sınıf arazilere giren topraklar 1.255.771 da alan (%37.5) kaplamaktadır. Yetiştirilecek bitki seçiminin III. sınıfa göre daha sınırlı ve sınırlayıcı faktörlerinin şiddet derecesinin daha fazla olduğu IV. sınıfa giren topraklar 411.672 da alan (%12,3) kaplamaktadır. Genellikle işleyerek tarım kültürünü yapmaya elverişli olmayan V. sınıf topraklar çalışma alanında bulunmamaktadır. Devamlı ve düzeltilemeyecek şiddetli sınırlayıcı faktörleri içeren VI. ve fiziksel koşulları çayır ve mera kullanımına izin veren VII. sınıf araziler 1.049.775 da alan (%31,3) kaplamaktadır. Bu sınıflara giren topraklarda üretimi sınırlayıcı faktörler önem sırasına göre toprak derinliğinin yetersizliği, aşırı eğim ve taşlılık-kayalılıktır. Bu alanlar aşırı erozyon nedeniyle toprak derinliği yetersiz olan, taşlı ve kayalı arazilerden oluşmaktadır.
Çalışma alanında drenaj problemi yok denecek kadar azdır. Buna karşılık tuzluluk içeren ve bu nedenle II, III ve VI. Sınıfa yerleştirilmiş araziler bulunmaktadır. Nitekim şiddetli tuzlu olup ta, VI. Sınıf olarak sınıflandırılmış toplam yaklaşık 700.000 da arazi bulunmaktadır.
|
Sınıf |
Alan (da) |
% |
|
I. Sınıf |
86.234 |
2,6 |
|
II. Sınıf |
575.721 |
17,2 |
|
III. Sınıf |
680.050 |
20,3 |
|
IV. Sınıf |
411.672 |
12,3 |
|
Toplam |
1.753.677 |
52,4 |
|
VI. Sınıf |
796.710 |
23,8 |
|
VII. Sınıf |
253.065 |
7,5 |
|
Diğer |
546.018 |
16,3 |
|
G Toplam |
3.241.680 |
100 |
Toprağın doğada kıt bir kaynak olduğunu ve oluşumu için binlerce yıl gerektiğini düşünürsek doğal olarak topraklarımızı en iyi şekilde kullanmamız gerekmektedir. Bunun için yapılması gerekenler;
1. İşlenebilir tarım arazilerini şehir alanı, sanayi bölgesi veya yapı malzemesi olarak kullanmamalıyız.
2. Arazilerimiz için toprak yeteneklerine göre bir bitki deseni seçmeliyiz.
3. Yukarıdaki fikirleri hayata geçirebilecek yasaları yapmalıyız.
Bunları yaptığımız taktirde ülkemiz ekonomik anlamda kazanclı çıkacaktır. Tarım arazilerinde yapılan tarım rantabıl olacak çayır mera arazilerinin değerlendirilmesi ve regrasyon alanlarının amaca uygun olarak kullanılması çevreye güzel bir görünüm kazandıracaktır.
Toprak sınıflarına uygun yapılan kullanımlar uzun vadede tarım arazilerinin azalması, erozyon, tuzluluk gibi problemleri ortadan kaldıracağı gibi sürdürülebilir bir kullanım sağlanacak hem de doğal görünümü koruduğu için turizim sahasınada önemli bir katkı verecektir.
Çevrenin korunması ve doğal dengenin devamlılığını savunuyor isek, yapılan çalışmalar ışığında toprak sınıflarını amaca uygun olarak kullanıma sokmalı bunuda yasalar ile desteklemeliyiz. Aksi taktirde her geçen gün tarımsal üretim yapacak toprağımız azalacak, Ülkemiz çoraklaşacak, çevremiz çirkinleşecektir.
Bilindiği gibi bir zamanlar Ülkemiz “Yeşil Ada” olarak bilinmekteidi ancak arazilerimiz bilinçsiz ve uygun olmayan kullanımlar sonucu bugünkü duruma gelmiştir. Bu ünvanımızı yeniden kazanmak ve korumak istiyorsak acilen topraklarımızı kabiliyetlerine göre kullanmaya başlamalı ve bu maksat için ne gerekiyorsa yapmalıyız.
Unutmamalıyızki bizden sonra gelecek nesillerde bu topraklardan üretilecek besin maddeleri ile beslenecek, bu çevrede yaşayacaklardır. Onlara iyi bir miras bırakmak istiyorsak bilmin ve teknolojinin ışığında sağduyulu bir davranış biçimini benimsemeliyiz.